MADAG Projeler

İnsuyu Mağarası Keşif Çalışmaları

Bu çalışma Türkiye’de turizme açılmış ilk mağara olan İnsuyu Mağarası’nın ziyarete açık olmayan bölümünde suüstü ve sualtı çalışmaları ile ulaşılan ön bulguların speleojenetik değerlendirmesini içermektedir. Araştırılan bölüm, toplam uzunluğu 2.150 m’yi bulan dört ana kol üzerinde yer alan ya da bunlarla bağlantılı kuru galeriler ile gölleri içermektedir. Kuru bölümler ile derinlikleri 8m ile 40m arasında değişen göller ile sualtı galerinde gerçekleştirilen gözlemler, İnsuyu mağarasının günümüzden farklı iklim koşullarını da kapsayan çok aşamalı ve çok dönemli bir gelişim tarihçesine sahip olduğunu göstermektedir. Tamamen suya doygun koşulları içeren ilksel gelişim döneminde labirent türü, metrelerce büyüklükte akım kanalları oluşmuştur. İlerleyen dönemde bölgesel su seviyesinin alçalması ile atmosferik koşulların etkili olduğu mağarada yoğun ikincil çökelime bağlı sarkıt-dikit oluşumu gerçekleşmiştir. Günümüze değin uzanan son dönemde bölgesel su seviyesinin yükselmesi ile mağaranın önemli bir bölümü yeniden su altında kalmıştır.

Projede yürütücü kurum Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) olup, Chronos İstanbul firmasınca maddi; ODTÜ Sualtı Topluluğu Mağara Dalışı ve Araştırmaları Grubu, Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü, Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü ve İstanbul Mağara Araştırma Derneği katkıları ile desteklenmiştir. Araştırmaya Burdur Valiliği İl Kültür Müdürlüğü’nce lojistik destek sağlanmıştır.

İlgili yayın;

İnsuyu (Burdur) Mağarası’nda Güncel Sualtı ve Suüstü Bulguları
Bayarı, S., Varinlioğlu, G., Keskin, A.E., Erdem, B. (2006), Sualtı Bilim ve Teknolojileri Toplantısı (SBT 2006) Bildiriler Kitabı, 11-12 Kasım 2006, Galatasaray Üniversitesi, İstanbul.

Karışım Gaz Dalışları ile Denizel Mağaraların Keşfi

MADAG’ın yürüttüğü ve TÜBİTAK tarafından desteklenen “Türkiye Kıyıları Tatlı Su Boşalımlarının Geri Kazanılması: Patara-Tekirova Pilot Projesi” sırasında keşfedilen, Kalkan-Kekova kıyı kesiminde bulunan ve denize tatlı su boşalımı olan denizel mağaraların keşiflerinin karışım gaz dalışları ile tamamlanması amaçlanmıştır.

Söz konusu mağaralarda MADAG bünyesinde gerçekleştirilen hava kullanılarak yapılan keşif dalışlarında 60 metre ile sınırlı kalınmış, ancak mağaraların sonlanmadığı gözlemlenmiştir. Oksijen zehirlenmesi riski ve azot narkozu nedeni ile hava dalışlarında daha derine inilemeyeceğinden mağaraların keşfinin tamamlanması için üçlü karışım (trimix) dalışları yapılması gerekmiştir.

2004 yazında, yoğun tatlı su çıkışı gözlenen ve çok geniş bir hacime sahip olan Mivini Mağarası’na ve kuyu biçimindeki yapısı ile jeolojik olarak diğer mağaralardan farklılık gösteren Altuğ Mağarası’na üçlü karışım kullanılarak derin dalışlar gerçekleştirilmiştir. Yapılan dalışlarda en fazla 72 metreye inilmiş, 1/3 gaz kullanımı ve zaman limitleri nedeniyle daha ileriye gidilmemiştir.

İlgili yayın;

Karışım Gaz Dalışları ile Denizel Mağaraların Keşfi
Varinlioğlu, G., Baştanlar, Y., Hamarat, S., Ülkenli, H. (2004), Sualtı Bilim ve Teknolojileri Toplantısı (SBT 2004) Bildiriler Kitabı, 26-28 Kasım 2004, Sabancı Üniversitesi, İstanbul.

Türkiye Kıyıları Tatlı Su Boşalımlarının Geri Kazanılması Patara-Tekirova Pilot Projesi

Türkiye Kıyıları Tatlı Su Boşalımlarının Geri Kazanılması Patara-Tekirova Pilot Projesi, TÜBİTAK’ın maddi ve bilimsel desteği ile Haziran 2003’te başlatılmıştır. Patara-Kalkan kıyı şeridinin araştırılması Mayıs 2004’de tamamlanmış olup Finike’den Tekirova’ya kadar olan bölümün taranması ise 2004 sonuna kadar bitirilmiştir. Raporların oluşturulması ile beraber pilot bölge araştırması Şubat 2005’te resmen sonlanmıştır.
Bu çalışmanın amacı; özellikle yaz aylarında tatlı suya olan gereksinimin arttığı ve mevcut jeolojik yapı nedeniyle denize olan tatlı su boşalımının büyük boyutlara ulaştığı Batı Toroslar’ın Patara-Tekirova kıyı kesiminde, denize olan tatlı su boşalımlarının tespiti için disiplinlerarası ve kapsamlı araştırmaların yapılmasıdır. Bu bağlamda jeoloji, hidrojeoloji, uzaktan algılama, fiziksel ve kimyasal oşinografi, aletli derin su dalışı ve mağara dalışı gibi farklı bilimsel disiplinler altındaki çalışmalar koordineli ve ortak hedefli olarak yürütülmüştür. Mağaralarının belirlenmesi; oluşumları, yeraltı su sistemleri ile olan ilişkileri, ekolojik değerleri, fiziksel ve kimyasal özellikleri hakkında veri toplanması, bu verilerin uzmanlarla beraber değerlendirilmesi ve sonuçların bir veri tabanında saklanması amaçlanmıştır.
Ayrıca deniz mağaraları, jeolojik olarak geçmiş dönemlerden ipuçları taşıyan, hassas bir ekolojik dengeye sahip ve oluşumu milyonlarca yıl sürebilen, korunması çok önemli doğal değerler olarak ilgi beklemektedirler. Denizaltı mağaraları, sık rastlanılmayan ya da yalnızca başka habitatlarda görülebilen bazı türler için sürekli ya da geçici barınak işlevi görür (örn. monachus monachus).
Temelleri 1998 yılında DEMA (Türkiye Kıyıları Deniz Mağaraları Envanter Projesi) ile atılan ve TÜBİTAK ‘ın da desteğiyle ivmelenen projenin, uzun vadede uluslararası boyuta taşınması planlanmaktadır. Konuyla ilgili seminer ve konferans sunumları gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, bilimsel açıdan önem taşıyan ve verimli sonuçlar getirecek bu çalışmaya kamuoyunun da ilgisini çekerek, önemini yansıtmak amacıyla aktüel dergiler, bilim dergileri, gazeteler, televizyon ve radyo kanalları gibi medya organlarıyla iletişime geçilmiştir (bkz. basında madag).

İlgili yayın;
Patara-Kekova Tatlı Su Boşalımlarının ve Denizaltı Mağaralarının Araştırılması
Öztan, M., Baştanlar, Y., Varinlioğlu, G., Hamarat, S., Ülkenli, H., Özyurt, N. ve Bayarı, S. (2004), Türkiye’nin Kıyı ve Deniz Alanları V. Ulusal Konferansı, 4-7 Mayıs 2004, Çukurova Üniversitesi, Adana.

 

Finike-Tekirova Bölümü (2004)

Finike ve batısında yer alan 20km’lik kıyı şeridi karstik yapısı nedeniyle tatlı yeraltı sularının denize çıkışlarının yoğun olarak görüldüğü bir bölgedir. Bu nedenle bölge proje kapsamında önemli bir yere sahiptir. Yaz aylarında yapılan çalışmalar dahilinde tatlı su boşalım noktalarının ve bu noktalarda oluşan sualtı mağaralarının belirlenmesi için kıyı şeridi su yüzeyinden/sualtından taranmıştır. Bulunan boşalım noktalarındaki su karakteristiklerinin belirlenmesi için ise örnekleme çalışmaları ve mağara dalışları gerçekleştirilmiştir.

Finike merkezli olarak gerçekleştirilen bu çalışmalar için Finike Belediye Başkanı Sayın Nail Dülgeroğlu’na ve Sahilkent Belediye Başkanı Sayın Ömer Çırpar’a değerli katkılarından dolayı teşekkürlerimizi sunarız.

FİNİKE

Finike ilçesi Antalya ilinin batı kısmında yer almaktadır. İlçe doğuda Kumluca, kuzeyde Elmalı, kuzeybatıda Kaş ve batıda da Kale ilçeleriyle çevrilmiştir. Ilık, berrak, tuzlu ve temiz sulara sahipliğiyle ünlü Akdenize kıyısında kurulmuş olan Finike uzunluğu 30 km’yi geçen kumsalı, irili ufaklı koyları ile temiz bir denize sahiptir. Kaynakları art kesimde bulunan dağlar olan Akçay ve Alakır Çayı’nın getirdiği alüvyonlarla oluşan Finike ovasının sahili sığ ve kumluktur. Finike’den Mavikent’in batısına kadar uzanan kumsal kesintisiz olarak uzanır ve 30km den fazladır. Demre , Kaş yolunda çakıl ve kayalık koylar bulunmaktadır. Finikeye 7km uzaklıkta bulunan Çağıllı ve 3km uzaklıkta bulunan Gökliman Finike’nin mavi bayraklı plajlarıdır.

İlgili Bağlantılar:

DEMA

DEMA-Deniz Mağaraları Envanterleme Projesi’nde, Türkiye’de speleolojik, jeolojik ve hidrojeolojik olarak önem taşıyan kıyı şeridinde nefesli ve aletli dalışlarla tarama yapılarak sualtı ve suüstü deniz mağaralarının belirlenmesi; oluşumları ve ekolojik, fiziksel, kimyasal özellikleri hakkında veri toplanması, bu verilerin uzmanlarla paylaşılarak mağaraların envanterlenmesi amaçlanmıştır.

Kapsam:
1998 yılında DEMA projesinin ilk ayağı olarak Aydıncık-Taşucu bölgesi seçilmiştir. Aydıncık-Taşucu bölgesi, gerek karstik yapısı, gerek kuzey bölgesinde kaybolan yeraltı su varlığı, gerekse Akdeniz Fokları için yaşam alanı olması nedeniyle UKAM-Uluslararası Karst Su Kaynakları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından önerilerek araştırma kapsamına alınmıştır.
2001 yılında Aydıncık ile batısında kalan Kızılliman Burnu arasındaki bölge taranarak 1998’de yapılan çalışmaya devam edilmiştir.
2002 yılında Kaş-Kekova arasındaki bölgede araştırmalar yapılmıştır. Mağara potansiyeli yüksek olan bölgede yerel dalıcılar tarafından farkedilen mağaralara keşif ve haritalama dalışları düzenlenmiştir.

Yöntem:
Dalış etkinlikleri öncesinde araştırılacak bölge hakkında jeolojik yapı, hidrojeolojik özellikler, ekolojik değerler gibi konularda bilgi toplanmaktadır. Bilgi toplanması aşamasında UKAM, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, MTA-Mağara Araştırma Birimi ve HÜMAK’tan (Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Klubü) mağaracılarla beraber çalışılmış, yerel dalıcı ve balıkçılardan gelen istihbaratlar değerlendirilmiştir. Toplanan bilgiler yardımıyla bazı mağaralar doğrudan tespit edilmiş, bazı mağaralar ise nefesli ve aletli dalışlarla kıyı taranarak belirlenmiş ve GPS (küresel yerbelirleme cihazı) yardımıyla koordinatlar kaydedilmiştir.
Mağaralara yapılan dalışlar uluslararası standartlara uygun donanımla gerçekleştirilmiştir. Keşif ve hat çekme için giren ilk ekibin ardından, haritalama için ikinci dalıcı ekip mağara ölçümlerini almıştır (BCRA-3B). Üçüncü ekip ise mağaranın belgelenmesi amacıyla fotoğraf ve video çekimleri yapmıştır.
Mağara içindeki su kütlelerinin fiziksel ve kimyasal ölçümleri HYDROLAB cihazı ile yapılmıştır. Bu cihaz ile suyun iletkenlik, tuzluluk, pH, bulanıklık, oksijen, sıcaklık ve derinlik bilgileri belirlenmiştir.

İlgili yayınlar
;
Türe, K.,G., ATLAS, Ekim, c. 67, s. 20-29, 1998.
MADAG & UKAM, Hamarat, S., Ülkenli, H., Türe, G., Bayarı, S. (1998), Türkiye’nin Kıyı ve Deniz Alanları II. Ulusal Konferansı, Türkiye Kıyıları 98, 22-25 Eylül 1998, ODTÜ, Ankara.

Altınbeşik Mağarası

Antalya’nın ıbradi ve Akseki ilçeleri arasında bulunan Altınbeşik Mağarası ilk defa 1966 yılında Dr. Temuçin Aygen tarafından keşfedildi. Çek ve İngiliz mağara dalıcıları tarafından da sualtı pasajlarına dalışlar yapılan mağaranın keşfi henüz tamamlanmamıştır. MADAG, Mayıs 2002’de yapılan kısa bir keşif gezisinin ardından 2003’de gerçekleştirdiği ekspedisyonla mağaraya ait elindeki bilgileri artırmıştır.
Giriş kotundaki büyük gölün ardından 44 metrelik dikey bir çıkış ile mağaranın ikinci katmanına varılıyor. Ekspedisyonda ikinci katmanda sualtı pasajlarına keşif dalışları gerçekleştirildi ancak ana kolun gelinen noktadan daha ileriye devam ettiği görüldü. Uygun zamanlarda gerçekleştirilecek başka ekspedisyonlarla keşfin ilerletilmesi hedefleniyor.

İlgili yayın;
Hamarat, S., ATLAS, Ekim, c.127, s.88-100, 2003.

Gilindire Mağarası

İçel’in Aydıncık ilçesine yakın bir konumda bulunan Gilindire Mağarası’nın girişi denize bakan bir yamaçta deniz seviyesinin 46 m. üzerinde bulunuyor. Girişinden itibaren 450 m. devam eden ana galeri göl bulunan büyük bir salona ulaşıyor. Dev bir hacme ve eşşiz güzelliğe sahip mağarada sütunlar göle dalıp derinlere doğru devam ediyor. Gerçekleştirilen keşif dalışlarında 50 m. derinliğe kadar inilmesine rağmen keşif henüz tamamlanamadı. Büyük bir zaman aralığında ve geniş bir kadro ile yapılacak bir ekspedisyonla keşfin tamamlanması amaçlanıyor.

İlgili yayınlar;
MTA & MADAG, Nazik, L., Törk, K., Güner, İ.N., Mengi, H., Özel, E., Aksoy, B., Acar, C., Hamarat, S., Kara, A. (2001), 54. Türkiye Jeoloji Kurultayı, 7-10 Mayıs 2001, Ankara.
Hamarat, S., ATLAS, Mayıs, c.110, s.80-92, 2002.

Kaynar Mağarası

Kaynar Mağarası, 1998 yılında yapılan DEMA (Deniz Mağaraları Envanterleme Projesi) etkinliğinde bulunmuş, 7 metreden sualtı girişli olarak gelişmiş bir mağaradır. Mağaranın ağzından denize doğru güçlü bir tatlı su çıkışı gözlemlenmiştir. Mağara girişinden itibaren tuzlu ve tatlı su girişimine bağlı görüntü bulanıklığına (halocline) rastlanmıştır. Mağara içine doğru yaklaşık 20-25 metre devam eden bulanık katman daha ilerilerde kaybolarak görüş mesafesi artmakta ve mağara çözünme mağarası görünümü vermektedir. Kaynar Mağarası, 84 metre yatay uzunluk ve yaklaşık 120 metre penetrasyonla DEMA projesinin 1.ayağında bulunup haritalanan en uzun mağaradır. Ancak, mağaranın keşfi tamamlanamamıştır.
2001 yılında bölgeye yapılan etkinlikte Kaynar Mağarasına da keşif ilerletme etkinliği düzenlenmiş, yapılan dalışlarda mağarada 57 metre derinliğe kadar ilerlenmiş ve mağaranın devam ettiği görülmüştür, haritalama ise 37 metre derinliğe kadar tamamlanmıştır.
Kaynar mağarası keşfini daha derine ilerletmek, azot narkozu ve zaman-dekomprasyon kısıtlamaları nedeniyle hava ile mümkün olmayacaktır. Derin dalışın 3’lü karışım (Heli-Air), dekompresyon duraklarının ise zenginleştirilmiş hava (Nitrox) ve saf oksijen ile yapılması gerekmektedir. MADAG gerekli malzeme ve kaynak arayışlarını yürütmekte ve hazırlıkların tamamlandığı zaman Kaynar Mağarası derin keşif dalışlarını gerçekleştirmeyi planlamaktadır.

 

Obruklar

Karst jeomorfolojisinin özel şekillerinden biri olan obruklar, kireçtaşlarının erimesi ve çökmesiyle oluşmuş baca veya kuyu görünümlü çukurlar olup genellikle tabanları su ile örtülüdür.

Konya il sınırları içerisinde, özellikle Kızören (Obruk) – Karapınar arasında obruklara sık bir şekilde rastlanabilir. Bu obruklardan 7-8 tanesi dalınabilir oluşumlardır. Çapları 100 metre ile 400 metre arasında değişmekte, kimilerinde su derinliği 100 metreyi aşmaktadır.

Konya obrukları ile ilgili MTA ve DSİ’nin düzenlemiş olduğu raporlar mevcuttur ancak sulu obruklarının yeraltı su sistemleri ile ilişkisinin incelenmesi ve özelliklerinin belirlenmesi amacıyla sulatı araştırmaları hiç yapılmamıştır. Obruk dalışları, MADAG’ın maddi kaynak arayışlarını sonuçlandırdığında gerçekleştirmeyi planladığı projelerden biridir.